Stres Ve Endişe Ağız Ve Diş Sağlığımızı Etkiliyor

Stres Ve Endişe Ağız Ve Diş Sağlığımızı Etkiliyor


Ortodonti Uzmanı Diş Hekimi Dr. Melis Kalkavan Erdoğan , “Ağzımız vücudumuzun giriş kapısı. Ağız sağlığımızı genel vücut sağlığımızın önemli bir parçası olarak kabul edip ağız sağlığımıza  mutlaka gerekli önemi vermeliyiz” dedi.


    Dr. Kalkavan Erdoğan, stres ve endişe duygularını yoğun yaşayan bireylerde, ağızda yara ve aftlara sıkça rastlanabileceğini, hastaların diş sıkma veya diş gıcırdatma sorunları olabileceğini,  varolan ağız sağlığı sorunları ile beslenme alışkanlıklarının düzensizleşebileceğini ve diş eti hastalıklarının baş göstermesi ile durumun daha da karmaşık bir sürece doğru evrilebileceğini açıkladı.


    Dr. Melis Kalkavan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle;


Tüm dünyayı sayısız olumsuzluklarla etkileyen bir salgın süreci ile karşı karşıyayız. Dünyada ilk vakanın bildirilmesinin üzerinden bir yıldan fazla süre geçti. Salgının bireylere  ve bu çerçevede insanlığa verdiği hasarlar saymakla bitmez. Bu etkilerden pek çoğunun birbiri ile ilişkileri var.


 


 Bunlardan biri de bünyelerde yarattığı stres ve bunun ağız sağlığı ve dolayısıyla genel vücut sağlığı üzerindeki etkileri. Hiçbirini birbirinden ayırmak olanaksız. İnsan organizması gibi karmaşık bir organizma üzerindeki etkiler de hayli karmaşık. Burada stresin ağız sağlığı üzerine etkilerine değineceğiz.


 


  Salgının ilk günlerinde ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin verilmesi konusundaki tedirginlikler had safhadaydı. Bu tedirginlikler Sağlık Bakanlığı ve Türk Diş Hekimleri Birliği’nin kamuoyuna yaptığı açıklamalar neticesinde nispeten aşıldı. Hastalar tercih ettikleri merkezlerde gerekli hijyen kurallarına uyan, meslek etiğini gözeten, diş hekimliği eğitimini almış hekimlerce tedavi hizmetlerini alarak güven altında olacaklar.


 


    Hastalıkla karşılaşıldığında, günümüz tedavi protokolünde, bağışıklık sisteminin gücününen etkin silahlardan biri olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla ağız sağlığının vücut sağlığı ve direnci üzerindeki etkinliği göz önünde bulundurulduğunda; salgın sürecinde ağız, diş sağlığına ve hijyenine üst seviyede önem verilmelidir.


 


Küresel salgının etkeni  SARS-CoV-2 (COVID-19) virüsünün insan vücuduna girdiği ilk yer burun ve ağızdır. Ağız hijyenine ve sağlığına dikkat edilmediğinde virüs kendine çok daha hızlı yayılma ve hasar verme ortamı bulur. En basit deyişle; enfeksiyonun giriş kapısının korunaklı olması bu süreçte büyük önem taşır.


 


       Stresin kalp damar sağlığı, diyabet, sindirim sistemi, cilt sağlığı, troid bezi ve eklem kas yapısı üzerine direkt etkileri olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu kadar yıkıcılığı olan stres olgusunun ağız sağlığı üzerinde de olumsuz etkileri hayli fazladır. Diş eti hastalıkları ile de stresin pozitif yönlü bir ilişkisi bulunmaktadır. Şöyle ki; stres sonrası adrenal korteksten salgılanan kortizol hormonu bağışıklık sitemini baskılayıcı bir etki göstermektedir.  Düşen bağışıklık, dişeti hastalıklarının hızla ilerlemesine sebep olur. Bu süreçte diş etlerinde kanama, kızarıklık, şişlik gözle görülen değişikliklerdir.  Ayrıca stresli bireylerin ağız hijyenlerini ihmal etmesi ve sigara tüketimlerindeki olası artışlar dişeti hastalıklarına davetiye niteliğindedir.


 


   Bağışıklığın düşmesi sonrasında kimi hastalarda ağız içinde kırmızı kenarlı, içleri beyaz,  aft adını verdiğimiz ülseratif yaralar görülebilir. Bu yaralar kimi zaman çiğnenen sert bir gıdaya bağlı veya diş fırçalama sonrası meydana gelen mekanik travmaları takiben izlenebilir. Bu yaralar sağlıklı bireylerde dokuların olağan tamir mekanizma süreci ile iyileşebilirler. Ancak bağışıklığın düşüklüğü durumunda, hele hele ağız hijyeni de iyi değilse oluşan bu yaralardan doku içine gerçekleşen virüs, bakteri ya da mantarların istilası ile yaralar aftlaşır. Unutulmaması gereken şey; bu tip aftlar bazı sistemik hastalıkların belirtisi de olabilirler. Şüpheli durumlarda diş hekimi ziyareti kesinlikle ihmal edilmemelidir.


 


  Strese bağlı olarak bazı bireylerde diş sıkma ve diş gıcırdatma alışkanlıkları da görülebilir. Dişler, sıkma ve gıcırdatma ile ortaya çıkan bu denli yıkıcı kuvvetlere maruz kaldığında  aşınabilir, çatlayabilir hatta kırılabilir. Hatta bu dramatik tablo, bireyde, destek dokuların zarar görmesi sonrası, diş kaybına dahi yol açabilir. Bu istemsiz kuvvetlerin diş, çevre dokular ve çene ekleminde yarattığı son derece olumsuz etkilerin önüne geçebilmek için diş hekimince hastaya özel yapılan splintlerin hastalarca etkin bir şekilde kullanılması gerekmektedir.


 


 Bu uygulamaya ek olarak vakanın durumuna göre önerilen kas gevşetici kullanımı, sıcak kompres uygulaması ya da hekim tarafından çiğneme kaslarına botoks uygulaması farklı tedavi seçenekleri olarak hastaya sunulabilir.


 


      Görüyoruz ki, küresel salgın öncesinde hayatımızın her döneminde var olan, salgın sürecinde sağlığımız üzerindeki tehdidini iyice hissettiren stres olgusu,  üstesinden aciliyetle gelmemiz gereken, bünyemiz için esaslı bir zarar unsurudur. En önemlisi stresin kaynağını bilmek ve bunu yok etmektir.  Gerekirse bu süreçte profesyonel yardım alınmalıdır. Ağız hijyeninin sağlanması günlük yapılması gereken, ihmale gelmeyecek bir aktivitedir.


 


AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞININ KORUNMASINDA  STRESİN ÖNEMİ ASLA GÖZ ARDI EDİLMEMELİ


Anksiyete ve stres, ağız bakımı düzeninizi aksatmanız boyutunda sizi etkiliyorsa profesyonel yardım almanız kaçınılmaz olur. Ağız ve diş sağlığının korunmasında stresin bu denli önemi asla göz ardı edilmemelidir. Olası patolojilerin varlığında erken tanının ve koruyucu hekimliğin önemi akıllara getirilmeli, bu sebeple yılda iki kez diş hekimi muayenesi gerçekleştirilmelidir. Sağlıkla…


 


 


 


 



http://www.doktorumdanhaberler.com/haber-stres-ve-endise-agiz-ve-dis-sagligimizi-etkiliyor-5672.html